29 Mayıs 2012 Salı

Bedellide son durum !

. Salı, Mayıs 29, 2012 0 yorum


MilliSavunma Bakanı İsmet Yılmaz dün bedelli askerlik için başvuranların sayısının 27 bin 400’e ulaştığını açıkladı.

Bakanlık yetkilileri, 30 bin liralık bedel ücretinin iki taksit halinde ödenmesi nedeniyle bazı vatandaşların son tarih olan 15 Haziran’a kadar beklediklerini bu tarihte yapacakları ilk taksit ödemesinin ardından ikinci taksidi 15 Haziran’dan itibaren kazanacakları 6 aylık sürede ödemeyi hedeflediklerini bu nedenle de başvuru sayısının şimdilik geride kaldığını belirttiler. 30 yaşından gün almış olan 1982 doğumlular ile daha büyük yaşa sahip olanların yararlanabileceği bedelli askerlik kapsamında 460 bin kişi bulunuyor. Ancak bedelli askerlikten yararlanmak üzere 100 bin civarında başvuru bekleniyor.
Vatan


Kaynak : http://www.haber3.com/bedellide-son-durum--1338502h.htm#ixzz1wHymZxoy


12 Eylül 2011 Pazartesi

Difteri (Kuşpalazı)

. Pazartesi, Eylül 12, 2011 0 yorum



Difteri bir insan hastalığıdır; insandan insana solunum yolu damlacıklarıyla solunum yolundan, solunum yolu salgıları ve deri lezyonlarına temas eden eşyalarla indirek yoldan bulaşır. Kapalı yerlerde ve kalabalıkta bulunma olasılığının artması nedeniyle soğuk havalarda daha fazla görülür.
Difteri hastalığını bulaştıran kişiler çoğu kez boğaz difterili hastalar ve hasta olmayan boğaz taşıyıcılarıdır. Tropikal ülkelerdeki fakir kişiler, ılıman iklimli ülkelerde alkolikler, evsizler arasında deri difterili olgular bulaştırmada rol oynayabilirler.

A.B.D, Kanada ve Avrupa ülkelerinde 1924'den sonra aşılama sayesinde difterili olgu sayısı oldukça azalmış, yıllık insidans 1980'li yıllarda 100.000'de 0,002'nin altında saptanmıştır. Üçüncü Dünya ülkelerinde ise bazı yöreler endemik olarak kalmıştır. Örn: Brezilya, Nijerya, doğu Akdeniz Ülkeleri, Hindistan, Endonezya, Filipinler gibi. Eski Sovyetler Birliğinden ayrılan ülkelerde (Rusya, Ukrayna, Azerbeycan, Beyaz Rusya, Kazakistan, Moldova, Tacikistan, Özbekistan) 1990-1993 yılları arasında difteri salgınları tekrar görülmüştür. Bu ülkelerle ilişkili olan diğer Avrupa ülkelerinde (Bulgaristan, Estonya, Almanya, Litvanya, Polonya vs.) ve A.B.D'nin bazı eyaletlerinde difteriye bağlı küçük salgınlar zaman zaman görülmeye başlanmıştır. Ülkemizde 1987'de Elazığ'da küçük çaplı bir difteri salgını görülmüştür. Almanya, Finlandiya, İtalya, İngiltere gibi Avrupa Ülkelerinde 1990'dan sonra 20-32 arasında değişen sayıda difteri olgusu bildirilmiştir. Türkiye 1993 yılında Dünya Sağlık Örgütü'ne 69 difteri olgusu bildirmiştir. Ülkemiz için hem özellikle eski Sovyetler Birliği'nden ayrılan ülkelere ve Doğu Avrupa Ülkelerine ticaret amaçlı ve turistik gezilerin sayısındaki artış nedeniyle, hem de aşılamanın yetersiz olduğu yörelerde zaman zaman ortaya çıkabilmesi açısından difteri önemli bir hastalıktır.
Aşılama öncesi dönemde daha çok 15 yaş altındaki çocukların bir hastalığı olan difteri, son yıllardaki salgınlarda daha çok erişkinleri tutmuştur. Tam olarak bağışıklık sahibi olmayan bireylerde ölümle sonuçlanabilmesi ve ciddi, ömür boyu sürebilecek komplikasyonlar olması mümkündür.
(Diphtheria remains a serious disease throughout much of the world. In particular, large outbreaks of diphtheria occurred in the 1990s throughout Russia and the other former Soviet republics. Most life-threatening cases occurred in inadequately immunized persons. Travelers to disease-endemic areas are at increased risk for exposure to toxigenic strains of C. diphtheriae. Areas with known endemic diphtheria include Africa — Algeria, Egypt, and the countries in sub-Saharan region; Americas — Brazil, Colombia, Dominican Republic, Ecuador, Haiti and Paraguay; Asia/South Pacific — Afghanistan, Bangladesh, Bhutan, Cambodia, China, India, Indonesia, Laos, Mongolia, Burma (Myanmar), Nepal, Pakistan, Papua New Guinea, Philippines, Thailand, and Vietnam; Middle East — Iran, Iraq, Syria, Turkey, and Yemen; Europe — Albania and all countries of the former Soviet Union.)

Difterinin kuluçka süresi ortalama 2-4 gündür. Klinik belirtiler hastalığın yerleşim yerine göre;
1- Boğaz difterisi
2- Difteri krupu
3- Diğerleri olmak üzere üç başlık altında toplanabilir.

Genellikle boğaz difterisi zarlarının larenks ve soluk borusuna ilerlemesiyle oluşur. Bazen de doğrudan larenks tutulumu ile başlar. Difteri krupunda ses telleri üzerindeki zarlar nedeniyle ses kısılır, larenks lümenindeki daralma nedeniyle solunum zorlaşır. Lezyonların mekanik etkisinin kliniğe yansımasıyla üç dönem görülür:
a) Disfoni dönemi: Bu dönemde ses kısıklığı, çatallı "havlar gibi" öksürük görülür.
b) Paroksismal dispne dönemi: Zarın genişlemesiyle solunum sıkıntısı artar. Daha çok geceleri gelen nefes darlığı nöbetleri olur. Yardımcı solunum kaslarında kasılmalar görülür.
c) Asfiksi dönemi: Zarın lümeni giderek daraltması sonucunda; kalp atım ve solunum sayısında artış, yüzeyel solunum, morarma, daha önce huzursuz, hırçın, çırpınan hastada sakinleşme, reflekslerde zayıflama, nefes alamama ve ölüm görülür.
Bazen kopan zar parçalarının soluk borusu ve bronşlara inmesi sonucu solunum yollarının tıkanması ile ani ölümler görülebilir.

- Deri Difterisi: Özellikle sosyoekonomik düzeyi düşük, kişisel hijyeni bozuk, evsiz ve alkoliklerde görülür. Deride iyileşmesi geç ve güç olan lezyonlar şeklindedir. Difteri zarları keskin sınırlı ülserler şeklinde görülür.
- Burun difterisi: Genellikle burun deliklerinin ön kısmında lokalize lezyonlar şeklindedir. Başlangıçta tek taraflı sonra iki taraflı olabilir. Uzun süreli seröz veya seropürülan burun akıntısı ile seyreder. Genel sistemik belirtiler çok hafif olmakla birlikte burun difterisi bulaştırma yönünden önemlidir.
- Difteri lezyonları yukarıda anlatılanlar dışında nadiren konjunktiva, vajina, kulak gibi bölgelerde de yerleşebilmektedir.
Difteriden korunmanın esasını toksoid aşı ile rutin aşılama oluşturmaktadır. Tüm yolcular genellile "üç aşı"–DTP (difteri/tetanos/boğmaca) olarak verilen aşının tarifine uymalıdırlar. İlk üç dozdan sonra, DT olarak 7 yaşına kadar ilave dozlar verilebilir, bu yaştan sonra düşük difteri muhteviyatına sahip bir aşı (Td) yapılır. Hem tetanos toksoid (aşağıya bakınız) ve hem de difteri toksoid yaklaşık olarak her 10 yılda bir ek aşı olarak verilebilir, monovalant difteri aşısının tercih edilmemesi tavsiye edilir.

ALINTI


Kadın Üreme Organları

. Pazartesi, Eylül 12, 2011 0 yorum


ÜREME ORGANLARIN YAPI VE İŞLEYİŞİ
Kadının üreme organları, pelvik kaviteye yerleşmiş ve pelvik taban tarafından desteklenen iç üreme organları ile vulvada yerleşmiş dış üreme organlarından oluşur .Dış üreme organları; mons pubisten anüse kadar uzanan bölümde yer alan organları ve bunlara ait kas, damar ve sinirleri içerir.·      Labia minör (küçük dudaklar): Labia majorlerin altında, damar ve sinir yönünden zengin, kılsız elastik dokulardır.
·           Labia major (büyük dudaklar) : Vulvanın iki yanında, yukarıdan aşağıya doğru uzanan içleri yağ ve bağ dokusu ile dolu, kıllı, damar, sinir ve ter bezlerinden zengin deri kıvrımlarıdır. Labia majorler, labia minörleri, uretral ve vajinal açıklığı korurlar.
·           Klitoris (Bızır): Erkekteki penisin karşılığı olan klitoris, labia minörlerin üstteki birleşme yerinin altında bulunan sertleşebilen bir organdır. Damar ve sinir yönünden zengin olduğundan cinsel uyarılar sonucu sertleşir ve kalınlaşır.
·           Hymen/Vaginal Açıklık (Kızlık zarı): Vajinal açıklığı kısmen örten elastik bir mukoz membrandır. Üzerinde “Menstrual kan” ın ya da akıntının dışarı akmasını sağlayacak bir ya da birkaç delik bulunur. Ender olarak tümüyle kapalı olabilir. Hymenin yapısı kişiden kişiye farklılık gösterir. Kızlık zarı cinsel birleşme ile genellikle yırtılır ve hafif bir kanama olur. Bazı zarlar, ileri derecedeesnek olabilir ve cinsel birleşmede yırtılmadığı için kanamaya da neden olmazlar.
Kadın üreme organları dışında perineye açılan iki açıklık daha vardır. Bunlardan öndeki “üretranın alt deliği -üretral açıklık- meatus”, arkadaki ise “dışkı çıkış açıklığı-anüs”tür.Vajina (Döl yolu, hazne): Vulvayı uterusa bağlayan, 8-10 cm uzunluğunda, kas ve zarlardan oluşan bir organdır. Duvarları birbirine çok yakındır, fakat iç yüzeyi plikalar ile kaplı olduğundan cinsel ilişki ve doğum zamanında genişleme ve uzama özelliğine sahiptir. Vajinanın ortamı asit özelliktedir, böylece iç üreme organlarını enfeksiyonlardan korur. Vajina, doğum kanalı olarak işlev görmesinin yanı sıra, menstruasyon kanının aktığı ve cinsel birleşmenin (koitusun) gerçekleştiği bir kanaldır.·         Uterus (Rahim, döl yatağı): Mons pubis ve mesanenin arkasında, rektumun önünde yerleşmiş, içi boş, hareketli bir organdır. Kadının en önemli üreme organları olan uterus,* normalde 8cm uzunluğunda, 5 cm genişliğinde ve 2,5 cm kalınlığında,* gebelikte aşılanmış ovumu ve bebeği içine alan ve onu geliştiren,* menstruasyon kanını oluşturan bir organdır.* Güçlü kas ve bağ dokusundan oluşmuştur.Uterus 3 tabakadan oluşmuştur. Parametrium, uterusun dış yüzünü örten tabakadır. Üzerini örten periton yaprağı, daha sonra karın içinde devam eder. Kalın bir düz kas tabakasından oluşanmyometrium tabakası, ortada yer alır. En içte ise müköz bir memebran olan endrometrium tabakası vardır. Uterusun tabakalarından endometrium; kendi özel yapısı ve over hormonlarının etkisi ile siklik değişikliklere duyarlıdır ve uyum sağlar.Uterus, korpus, istmus ve serviks olmak üzere üç bölümden oluşur. En büyük bölümünü korpusoluşturur. Korpusun üst kısmında bulunan fundus, uterusun en üst bölümüdür ve tubal açıklıklar, fundusun iki yanına açılır. Korpusun iç kısmında “kavum uteri” denilen geniş bir boşluk mevcuttur. Fetus bu bölümde büyür ve gelişir. İstmus, uterusun korpus ile serviks arasında yer alan en ince bölümüdür. Gebelikte açılıp kavum uteri ile birleşir. Serviks ise, erişkin bir kadında uterusun yaklaşık 1/3 ünü oluşturur. Ortasında servikal kanal bulunur. Bu kanalın, kavum uteriye bakan “iç” ve vajinaya bakan “dış” olmak üzere iki darlığı vardır. Kanal servikalin iç yüzeyi, endometrium mukozası olan tek katlı silendirik epitel ile örtülüdür. Bu tabaka, servikal dış darlık ve çevresinde, vajen mukozası olan “çok katlı yassı epitel” ile birleşir. Birleşme noktası, kadının yaşam dönemlerine göre değişik konumlarda olabilir. Örneğin cinsel olgunluk dönemindeki kadında dış darlıktan fornikslere doğru taşmıştır. Serviksin önemli bir bölümü bağ dokusundan oluştur. Bu sayede doğum sırasında incelerek 10 cm e kadar açılır. Servikal kanalda, salgı yapan hücreler bulunur. Bu hücreler, over hormonlarından etkilenerek, kokusuz, saydam ve alkalen özellikte servikal mukusu salgılar.·  Tubalar (Tüpler,Yumurtalık kanalları): Uterusun üst köşelerinden overlere doğru uzanan 10-12cm uzunluğunda ince kanallardır. Uçları püsküllü bir yapıdadır. Tubalar, ovulasyonla overlerden atılan yumurtanın ve aşılanmış yumurtanın uterusa taşınmasını sağlar. Bu taşınmayı sağlayan mekanizma, tüplerin peristaltik hareketleri, tüplerde üretilen salgı ile tüp mukozasındaki siliaların (küçük tüycükler) yönsel hareketleridir.· Overler (Yumurtalıklar): Uterusun her iki yanında tubaların fibrial uçlarına yakın olarak yerleşmişlerdir. Overler; 4cm uzunlukta, 2cm genişlikte, 1cm kalınlığındadır. Overlerin iki görevi vardır.1)    Yumurta hücresini geliştirip ovulasyonu sağlamak. Her ay (dönüşümlü olarak her ay bir yumurtalıktan olmak üzere) yumurtalıktan 7-8 yumurta gelişir, ama yalnızca bir tanesi olgunlaşıp çatlayacak boyuta ulaşır. Yumurta yapma ve yumurtlama etkinliği, ergenlikte başlar ve menopoza kadar sürer.2)    İki önemli kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteronu üretmek.2-Kadın Üreme Organlarının İşleyişiÜreme fonksiyonlarının normal devam edebilmesi için tüm kadın organizmasında, özellikle üreme organlarında, menarş (ilk adet görme) ile başlayan ve menopoza (adetten kesilme) kadar süren dönemde her ay düzenli değişiklikler olur. Buna “siklus/ menstrual siklus/ periyot” denir. Ortalama siklus süresi, 28 (22-35günler arasında normal sayılır) gündür.Kadın üreme fonksiyonu, hipotalamus, hipofiz, overler (östrojen ve progesteron) ve üreme organları özellikle uterusun endometrium tabakası arasında oluşan bir etkileşim mekanizması ile gerçekleşir.*Overlerde pek çok folikül hipofiz ön lobundan salgılanan FSH’ın etkisi ile olgunlaşmaya başlar ve her bir folikül östrojen salgılar. Bu süreçte östrojen kanda en yüksek düzeydedir. Bunun etkisi ile endometriumun bazal tabakası epitelle örtülür ve hızla gelişerek kalınlaşır, içindeki damarlar gelişir ve çoğalır Fonksiyonel tabaka, böyle oluşur.*Overlerde aynı anda gelişen ve içinde “yumurta hücresini” barındıran birkaç folikülden yalnızca bir tanesi, gelişimini tamamlar ve çatlayarak içindeki “ovumu=yumurta hücresi”ni dışarı atar. Bu olaya“ovulasyon=yumurtlama” denir. Ovulasyon, her ay farklı overlerde dönüşümlü olarak gerçekleşir ve ovulasyon dönemi, bir sonraki adetten ortalama 14 gün (11-16 gün) önceye denk düşer. Ovumun ömrü; yumurtalıklardan atıldıktan sonra 24-36 saattir.*Ovülasyondan sonra geride kalan folikül “korpus luteuma” dönüşür ve salgıladığı çok miktarda progesteron, az miktarda östrojen hormonu etkisi ile endometrium kalınlaşmaya devam eder. Endometrium yumuşak, ödemli ve kalın bir yapıya bürünür, böylece “fertilize ovum=zigot” un yerleşmesi için uygun bir ortam hazırlanmış olur.*Fertilizasyon=aşılanma olmamış ise, korpus luteum geriler, östrojen ve progesteronun kandaki düzeyleri düşer. Hormonal desteğin yitirilmesi, dolaşım spazmı ve doku iskemisi sonucunda endometriumun fonksiyonel tabakasında doku nekrozu meydana gelir, damarlar açılır ve fonksiyonel tabaka soyularak menstrüasyon kanı olarak vajinal yoldan dışarı atılır.Menstrüasyon kanının içerisinde; endometrial doku, kan, vajina epitel hücreleri ve servikal mukus vardır. Normal menstruasyon, 2-7 gün sürer ve kaybedilen kan miktarı 30-100 cc arasında değişir.İlgili Yazılar:

ALINTI


Uyarı

Bu sitedeki içerikler tanı ve tedavi amaçlı değil, tamamen bilgilenme ve sağlıklı kalma konusunda tavsiye amaçlıdır. Burdaki bilgilerin tanı ve tedavi amaçlı kullanılmasından doğacak sonuçlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Sağlık ile ilgili bir probleminiz olması durumunda bir doktora başvurmalısınız.


Bilgitc.blogspot.com makale ve sağlık yazılarınızın telif hakkını gözetmektedir. Eğer yazınızın bu sayfada yer almasını istemiyorsanız veya belirli bir kaynağa yönlendirilmesini istiyorsanız lütfen bu linke tıklayarak bizimle temasa geçin

Popüler Yazılar

Sağlık

Blogger

 

Bilgi Blog Copyright © 2010 LKart Theme is Designed by Lasantha